Çeşitli gerekçelerle EMANET edilen PARTİ'yi terkedip, ''Asıl olan ülkücülüktür. Hangi yoldan gittiğinin önemi yoktur'' diyorsun...
Bende diyorum ki; Ülkü'ye giden yol yoktur dostum! Çünkü Ülkü'nün kendisi yoldur...


Bazen koşarak, bazen yürüyerek, bazende sürünerek ilerleme gayretinde olduğumuz bu kutlu yolda, tavrımız ilerleyişimizden daha önemlidir. Çünkü tavırsız,duruşsuz yürüyüşün bir erdemi, bir şerefi yoktur..


Onun içindir ki bu yolda; Kirletmeyin, lekeletmeyin, yere düşürmeyin emriyle emanet edilen sancağı taşımak ve taşıdığı sancağa yakışmak ÜLKÜCÜYÜM diyebilen her yiğidin asli görevidir.


Evet biliyorum. Bu devirde zor olan Ülkücü olmak değil, Ülkücü kalabilmektir...
Ama Kolay olan da gitmektir. Ocakta ettiğin yemini unutup, kutlu yolu terketmektir.


Hangi gerçek Ülkücü hangi çağda kolaycı olduki, biz hem gerçek bir Ülkücü olmaya çalışıp, hem kolay peşinde koşalım!
 İşkenceler, tabutluklar idam sehpaları reva görüldü de, Kolay ölüm bile nasip olmadı gercek dava sahiplerine...
O yüzden; Canını, malını bu yola feda edip diyet istemeyen, İdam sehpasına çıkarken bile çilesinden pişman olmayan, Davasından duruşundan zerre taviz vermeyen Şeref abideleri dururken, Teşkilatların yolunu unutan. Geçmişte çektikleri sıkıntıyı gerekçe gösterip, rant peşinde koşan. Ülkücülerin verdiği güç ile Ülkücülükten nemalanan. Rant, Makam yada mevki yoksa bende yokum deyip çekip giden Kaypak abileri örnek almak bize göre değil aziz Dostum...


Seni beni biz yapan o yüce amacın kutsaliyetine inanıp, o kutsal amacı 53 yıldır  sırtında taşıyan kutlu partiye sırtını dönmek bence ahmaklıktır...

Bırak giden gitsin.

Biz kalanlarla bin yıl daha yaşasak, herşeye ve herkese rağmen bin yıl daha burdayız... Vesselam..